Hadi, tut elimden RUHUM, çıkalım dışarıya.
Bu sefer bekleyeceğim, söz…
Sen nefes nefese baka kalmışken arkamdan, ben koşturuyor olmayı kâr saymayacağım.
Haydi, uzattım elimi, diğer elim boş… Bak başka şeyle meşgul değilim bu sefer, inan bana.
Tut nolur, beni bana bırakma, beni yalnız bırakma.
Dünden biriktirdiğim telaşlarımı hoş gör. Sen bakma benim şu uslanmaz aceleci yanıma.
Tut elimi ve yavaşlat beni, hadi bu sefer sen gezdir, benim “hadiii” dememe aldırma.
Göster bana, yağmuru demlendiren ıslak çimenlerin koyu rengini.
Çay yerine yağmur kosusu çekelim içimize bu sefer, yudum yudum tadalım berektin keyfini.
İzleyelim birlikte bir çınar ağacının sarı, yeşilleri hâlâ kucaklarken, kahverengi yapraklara nasıl da yavaşça veda ettiğini.
Dokunalım seninle, kuzey kaldırımlarına yayılan yosunların yemyeşil sabırlı tenine.
Hoş bir filme dalarmışçasına, bakakalalım bir köpeğin açken bile sakince süt içişine.
Şahitlik edelim, sararan yapraklarını usulca salıveren ıhlamur ağacının, ‘arıtık dinlenme zamanı’ dercesine dallarını indirişine.
Gel, hadi, götür beni dışarıya… Kalsın bütün işler bugün, düşünceler biraz beklesin.
Ben hızlandıkça sen çek beni kolumdan, durdur beni…
Yoruldum sürekli konuşmak zorunda hissetmekten, sustur beni…
Gel hadi korkmayalım bu sefer, sağanaklardan.
Saklanacaksak eğer, gri mantarların altına sokalım başımızı. Öyle eğilelim ki sığabilmek için altına, bütün varlığım küçülsün.
Durayım biraz ki cümlelerimdeki ardı sıra virgüller, biraz da üç noktaya dönüş.
“Ama” larımı kovalım hadi, durulur belki o zaman savunmacı tarafım.
“Keşke” lerimin ardından el sallasak birlikte, hafifler belki sırtımdaki ağırlığım.
Tut elimi, nolur bu sefer geride kalma. Hissettir bana tabiatın gizli sükûnetini. Çok zennettiğim varlığımın yok olacağını anlat bana. Anlat ki toprağa karışsın bitmek bilmez telaşlarım. Belki bu sonbahar, seninle birlikte, gerçekten yaşamaya yeniden başlarım.
Affet Gitsin Atölyesi
Gonca Anıl ilkini düzenlediği "Affet Gitsin" atölyesi ile katılımcılarının sırtında bir...





0 Comments